selamlar olsun okur!
dün yine bir "onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine" akşamıydı. biz nedense bir türlü kerevetine çıkamıyoruz. kısmet.
içkimi muhabbetle yudumlarkene bir yavru geldi oturdu bizim masaya. hemen kimlik araştırması yapıldı edildi falandı filandı derken kendisinin aslında hiç de bana uygun olmadığını keşfettik (ablam sağolsun.. :) ). böyle yakışıklılığın dibine vurmuş, alkolü sigarası bulunmayan, vücut çalışma hobisi bulunan tahsilli bir abimizin böylesine çapkın, ilişki kurmak istemeyen, dans etmeyi kesinlikle beceremeyen ve en bombası, tam teşekküllü bir ana kuzusu olması benim açımdan pek de beklenen bir durum değildi. yani gecenin sonunda hiçbir beklentim olmadan bizim çocuklarla kendi çapımda eğleniyordum.
zaten bu olaydan sonra şöyle bir kanıya vardım hacım, kendi gücünün farkında olan yakışıklı adamlar kesinlikle ve kesinlikle boş oluyor. çünkü güzel yüzlerine güveniyorlar. ama haddinden fazla güveniyorlar ki dünyalar güzeli hatunlarla (bknz. ben. yersen.. :D) 2 kelam konuşamıyorlar.
en son masadan kalkıp balkonun yanındaki kokteyl masalarına gittim elimde içkimle, bir sigara yaktım. ilk dumanı ona doğru üfledim ve kendi kendime mırıldandım:
"you're nothing but a pretty face, honey."
sigaram bittikten sonra beraber slow dans olayına girdik, orası ayrı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yaz okurum sen de yaz sesin çıksın biraz!