29 Mart 2012 Perşembe

Evin

Evini ozledim.
Sana sucuk kizarttigim, mutfaginda dans ettigimiz, hani bana sigara icirmedigin, plazma tvyi zafer sandigin, salonunda deli gibi nemiroff ictigimiz, yatak odanda sabahlara kadar sevistigimiz evini ozledim.
Simdi o ev artik yok, o kisacik zaman diliminde yaratilmis sahane anilar kaldi hatiralarda. Beraber o evin duvarlarina bakip bunlari hatirlayip gulumseyemeyecegiz mesela. Hos, seninle ayni anda ortak bir duvara da bakabilecegimizi sanmiyorum bundan sonra ya.. Neyse iste.
Evine son gelisimin aslinda son gelisim oldugunu biliyordum. Hissetmistim. O yuzden cikarken vedalastim evinle. Duvarlari oksadim. Odalara tek tek baktim ki fotograf gibi hatirlayabileyim sonradan diye. Ve senin ayakkabilarini cikarirken sag elini yasladigin kismini optum duvarin. Sen duymadin, gormedin, bilmedin bunlari. "bu evin hanimi gibi hissetmelisin kendini" diyordun ya bana. Ben evin sahibesi degildim, o benim sahibimdi. Bir sekilde bildigim butun yollar ona cikti ve hic kaybolmadim. Benim guvenli limanimdi orasi. Hayatin kargasasindan kacip sana sigindigim yerdi orasi.
Cunku o ev hep sen kokuyordu. Senin gibi sicacikti. Sevgi doluydu. Senin gibi.
O evi ozledim ben, seni degil. Cunku o evdeki sen dahil her seye, senin adini haykiran, kokunla yikanmis her seye asiktim ben. Ve sen o evdeki asik oldugum adam degilsin artik...

Simdi ev de gitti, sen de gittin. Karnimda tuhaf bir agriyla ben yine kalakaldim; her seyin basladigi yerde ruhum ve aklimla, dunya uzerindeki bos bedenimle.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yaz okurum sen de yaz sesin çıksın biraz!