12 Nisan 2012 Perşembe

beni özlediysen foseptik çukuruna bak sevgilim. ben oradayım.

daha ne kadar boka batabilir bir insan kendi içinde?

yanlış anlaşılma olmasın, dışarıdan bir sıkıntı yok. sorun içeride. sorun içimizde.

2 hafta kadar önce ayağımı sakatladım. yine. eh, haliyle birkaç gün eve hapsolmak icap etti ve ben yine yine yine yine.. hastalıklı bir şekilde kendimi yiyip bitirdim. net.
aradım onu, "beni seviyor musun hala?" diye sordum. ne gerek var abi?? ne lüzumsuzca bir davranış.

ah anasını satayım, zaten kendime yüklendiğim kadar başkalarına yüklensem alemin en atarlı en giderli en cool hatunu ben olur çıkardım. bir ata sözü : deveyi diken, insanı s*ken makbuldür. neyse işte..

haliyle şöyle janjanlı, efendime söyleyeyim veryansın kokan bir cevap bekliyorsun ister istemez. eski sevgilin lan! bir eski sevgilinin hala seni sevdiğini öğrenmek kadar insanda ego tatmini yapan bir olay varsa o da iki eski sevgilinin hala seni sevdiğini öğrenmektir. yok lan, bu böyle değildi..

her ne ise!

beklediğim gibi olmadı, kendisi bana her daim güzel şeyler hissettiğini çünkü benim muhteşem bir insan olduğumu (yalan da değil, öyleyim.) ama sevgi namına içinde bir şey olmadığını söyledi.

olum boşuna demiyorum kendi kendimi boka sokuyorum diye.

velhasıl, bu cevap haliyle üzdü beni; ancak garip bir şekilde rahatladım. hafifledim lan bildiğin. sebebini de akabininde farkettim tabii. şöyle ki, öncesinde durum şu idi : lan ben bu adamı seviyorum. o pezevenk de beni seviyor değil mi. e tamam, demek ki her ne olursa olsun bizim bir araya gelme ihtimalimiz var. %0,0001 bile olsa. (bu arada dikkat ettin mi bilmiyorum, "milyonda bir" yazacağıma bu kadar kasmam hayra alamet değil.) şimdi ise durum daha farklı : hacıt, adam sevmiyorum diyor. zorla güzellik olmaz (ama öncesinde oluyordu.) bırak bu işin peşini. bırak gitsin.

ve şaşılacak derecede rahattım son 1 haftada. sonra ne mi oldu? okumaya devam et.

geçen cumartesi günü ortak bir arkadaşımızın askere gitmesi vesilesiyle o eski okul grubu toplaştık, senelerdir görmediğim insanları gördüm; akabininde tanımadığım 45 kişinin arasında kaldım. eh, biliyorsun sosyal bir kişiliğim. hemen muhabbet kurdum. ama öyle yavşak muhabbetler değil, hiç öyle biri değilim biliyorsun. neyse seviyeli sohbetlerimizi sürdürüp bir yandan eskilerle hasret giderirken bu geldi. tanrııım! bir kötü oldum, bir tuhaf oldum anlatamam. selamlaştık konuştuk falan ama gözlerinde bir şey var. bakışı değişik. öyle pokemon gibi suratıma bakarken içimi mengeneyle sıkıp mahvetti şerefsiz. tabii yanımda çok durmadı, anca sigara molalarında karşılaştık falan. çok konuşmadık. bir ara ben kendimi sosyalleşmeye fazla kaptırmış olacağım ki herifin birinin bana yazdığını farkettim. benimki de dik dik bana bakıyor. hiç oralı olmayıp en şen şakrak halimle cevap verdim adama. bu tabii ayar oldu ve bastı gitti. açıkçası bana ayar olduğunu anlamamıştım, kendisi açıkladı. şöyle ki, giderken beni çağırdı yanına. aşağı indim ama ne diyeceğine dair kafamda neler dönüyor. "ya Raziye konuşamadık nasılsın iyi misin?"ler, "bak yine görüşelim, açmayalım arayı"lar, "canın sıkılırsa mutlaka ara sakın çekinme"ler. böyle böyle gitti.
onun yerine gelen reaksiyonun "sen ne yapmaya çalışıyorsun"lar, "elalemin adamına nasıl yüz verirsin"ler, "bağırsaklarımı söküp g*tümden çıkarsan daha az acırdı"larla dolu olması benim epey kafamı karıştırmış olacak ki suratına aptal aptal bakıp "kusura bakma da sana ne?" cümleleri ile kafamdan geçen bilumum küfür kıyamet lafları basite indirgeyebildim. yoksa çenemi tutamazdım, biliyorsun.
"tamam haklısın, doğru diyorsun. ben kimim ki. ama öyle değil işte. kıskanıyorum elimde değil ne yapayım. hala çok seviyorum seni. evet olmayacak biliyorum. olmaz bu saatten sonra ama unutamadım işte seviyorum. kızma bana"..
dırş.
bundan sonrasını anlatmama gerek yok sanırım. yine o savaşma dürtüsü, yine o yiğitlik damarı kabarmaya başladı. bak bir de bu var; değsin değmesin sürekli sevdiğim insan için savaşıyorum. hayatımda hiçbir zaman "amaan koy g*tüne bana ne mk" diyemedim. diyemem de herhalde. bunu diyebildiğim gün ya kafama 10. kattan saksı düşer, ya da dünya rahatı insanlar kafama silah dayayıp zorla bunu söyletebilirler. başka bir ihtimal yok, bünyem şeklim ortada.

yani senin anlayacağın, kıssadan hisse nasıl bıraktıysan öyleyim; nerede bıraktıysan aynıyım. hala aynı bokun kahverengisi, hala aynı bokun kendisiyim ve kanalizasyonda bilinçsizce yol alıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yaz okurum sen de yaz sesin çıksın biraz!