merhaba okur.
biliyorum, biliyorum. ne zamandır adam gibi yazamadım sana. içimden gelmedi ya. zorunda mıyım!
niye atarlandıysam..
neyse.
yazmadığım zaman diliminde çok da aksiyon olmadı aslında hayatımda. sanırım aksiyonsuzluktan aksiyon çıkarma girişimlerim olacak ki basit bir hoşlanma mevzusunu biraz fazla abarttım gözümde. ve evreni (a.k.a uyuyan dev) uyandırmış ve aleyhime işletmeye başlamış bulunmaktayım.
şöyle ki,
her şey annemin 10 günlük ulvi yolculuğa çıkması ve dünyada en en en yalnız bırakılmaması gereken iki insanı, beni ve biraderimi tek başımıza bırakmasıyla başladı. karışan yok, görüşen yok. düşünsene, eve girenin çıkanın haddi hesabı yok. o sırada bizde yaşayan, ve benim "ev ahalisi" olarak tanımladığım 3 insandan (little bro, little gelin, big bro) biri bu. ne zamandır tanışma şerefine nail olamadığım bir insan diyelim. arada ortamdaki insanlarla kan bağı olmasından mütevellit yan gözle bakmamaya çalıştım elimden geldiğince. denedim dostum, kamoon. little gelinin çöpümüzü şiddetle çatmaya çalışmasıyla dedim neden olmasın. eh, erkek milleti biraz salak oluyor, malumunuz. içeride de adamınız olunca az buçuk infoyu elde etmek işten bile değil. aldığım info pek bir hoşuma gitmiş, pek bir götümü kaldırmışken dedim tamam. biraz tanıyalım birbirimizi. zamana bırakalım (çokça zamana) bakalım neler oluyor. şimdi haliyle tanıma fiilinin gerçekleşmesi için o iki insanın aynı ortamda bulunabilmesi gerekir değil mi. cıııııııııııık. denk getiremedik anacım. yani evimizde yaşadığı süre dışında dışarıda 1 kere görüşebildik ve tabii ki benim özel isteğim üzerine yalnız değildik. ve çok da güzel planlar yapmıştı little gelin üstelik. ben giyinmişiim, süslenmişiiim, sürme çekmişim gözüme falan. adam yok. ertesi gün paspal ama sevimliyken (ki kahretsin, her zaman sevimliyim ben.) pat diye plan program baskın vs derken görüşüyoruz. üstüne üstelik, kodumunun mörfi kanunları olmasa, kozmik düzen 1 kerecik olsun benden yana işlese, allah 1 kere yürü ya kulum dese bu akşam da kendisiyle saadet dolu saatler geçiriyor olacaktık. muhabbetle yemeklerimizi yiyip içkilerimizi yudumlar ve elit kalbur üstü kahkahalar atarken cilveleşecektik ne güzel. onun yerine ben bildiğin 1 dağ çikolata ve sayısız sigara tüketip, manasız manasız dizi izleyip sana yazıyorum. yani kurban olduğum rabbim ne yaptım ben böcek falan mı ezdim anlamadım ki. zorun ne benimle evren,ha? diye atarlansam tepeme yıldırım falan düşebileceğinden susuyorum.
bakalım, bu hafta bir plan daha var. dişlerimi bile fırçalamadan gitmeyi planlıyorum ki bir aksilik çıkmasın. eğer evren bu numaramı yerse mörfi kanunlarından çıkarabileceğim iyimser 2 ders var:
1. erkekler (en azından big bro) makyaj yapan kadınları sevmiyor. bu yüzden evren götünü yırtıyor ben süslüyken bizi bir araya getirmemek için.
2. eğer bu iş olursa bu adam benim çapaklarımı görecek en nihayetinde. o yüzden en kötü halimi görüp beni kabullensin ki ilerde "aman tanrım ben ne yaptım" diye evi yakıp kaçmasın.
ya da bütün her şey sadece yer, zaman, kader, kısmet meselesi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yaz okurum sen de yaz sesin çıksın biraz!