merhaba okur.
böyle pek bir ayar veren, pek bir ayakta duran bir başlık atmak zorundaydım. sebebini anlayacaksın.
ofis arkadaşım Süslü çok çok iyi bir insandır. yalnız kendisinin mental ve duygusal olgunluğundan bir hayli şüpheliyim. masasının başında çalışır vaziyette olduğu zamanlarda mantığımla hareket eden bir ademoğlu olduğumdan mütevellit %100 yüreğinin götürdüğü yere giden insanları oldum olası stabil bulmamışımdır. dolayısıyla her ne kadar Süslü'yü kardeşim gibi sevsem de bu tarz insanlardan gelen aklı çoğu zaman göz ardı ederim.
ama bugün Süslü çok önemli bir ayrıntıyı gösterdi bana. ve ben çoğu zaman onu dinlemediğim için kendimden utandım.
beni kendinden daha iyi tanıdığını düşündüğüm insanın benim çok çok basit bir hatamı bu kadar seviyesizce yaftalayıp arkasından en yakın arkadaşıma bunu yetiştirmesi benim iki yönden kaldıramayacağım bir durum.
birincisi, sen beni hiç mi tanımadın abi? "yoklama" nedir allasen.... isteyip de yapmadığım neyi gördün? ne zaman senin arkandan oyun çevirdim ben?? hiç mi tanımadın ulan beni!
ikincisi, bunu benim arkadaşıma yetiştirip onun ağzını yoklayacak kadar mı düştün? bu kadar mı yabancısın bana? "ya Raziye, böyle bir şey oldu nedir bu?" diye sormak çok mu zoruna gidiyor anlamadım ki. ne var yani, arasan ne diyeceğim ki ben? biz seninle böyle mi anlaştık? senin gurur yapacağın ne var ki?.....
neyse bu konuda daha fazla bir şey yazmak istemiyorum, yazdıkça sinirleniyorum zira.
bu olaydan sonra gerçekten içimde bir şeylerin öldüğünü hissettim ilk defa. karşımdaki insanı tüm çıplaklığıyla tanıdım. tek bir cümlesiyle. çünkü o tek cümlesinin altında bütün benliği yatıyordu. çünkü o tek cümlesinde beni nasıl tanıdığını anlatıyordu. çünkü ben o tek cümlenin içindeki ayrıntıları görmek üzere yaratıldım.
konuyu Süslü'ye anlattığımda bana şöyle bir kaç kelam etti:
"Raziye, hatırlıyor musun sen benim eskisi için 'inşallah bir olay olur da kopabilirsin şu heriften, çünkü başka türlü yakanı kurtaramayacaksın' demiştin. heh, senin durumun da öyle şu an. her zaman bir şeyler yaşıyoruz ve bu insanlarla aramızdaki bağlar zarar görüyor. bardağın son damlasında ise ipler tamamen kopuyor. senin yaşadığın da bu. ipler koptu artık. tamamen özgürsün."
ağzım açık Süslü'ye bakarken benden ne kadar etkilendiğini ve geçirdiğimiz seneler içerisinde harbi harbi ne kadar olgunlaştığını fark ettim. o da kolay şeyler yaşamamıştı. zor şeyler yaşayan ben değildim sadece. tek de değildim üstelik. yalnız da değildim.
ama bu dönemde çocuk gibi davranan bendim. Süslü benden olgundu burada.
ayrıca bana özgürlüğümü de hatırlattı, ki en önemlisi bu bence. ipler zedelendiğinde biraz biraz kımıldayabiliyorsun yerinden. elini kolunu oynatabiliyorsun ama bir yere gidemiyorsun. o bana istediğim yere gidebileceğimi hatırlattı. prangalı eşekler gibi dikilip durmamın mantıksızlığını gösterdi. ee ne duruyorsun, der gibi.
yani Süslü ile 10 dakikalığına yer değiştirdik bugün. ve bana sağlam akıl verdi.
thnx sis. owe u big one.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yaz okurum sen de yaz sesin çıksın biraz!