10 Ekim 2011 Pazartesi

vicdan muhasebesi

okur, gökten an itibariyle bok yağarken sakin sessiz evimden sana seslenmenin tarifsiz duyguları içindeyim.

insan böyle tek başına kaldığında haliyle düşünmeye, irdelemeye başlar. ben de şu saniye tam olarak bunu yapıyorum.

geçmişi düşünüyorum; yaptıklarımı, yapmadıklarımı, söylediklerimi, söylemediklerimi...

ama en çok da söyle(ye)mediklerimle söylen(e)meyenleri düşünüyorum. kelebek etkisi hesabı.

hayatımın son 3-4 senesi çoğunlukla benim kontrolümde olmayan olaylarla dolu mesela. müdahale ettiğimde ise hiçbir zaman yapıcı olmadığımı fark ettiğim olaylar. zerre kadar pişman değilim yıkıcı olduğum olaylarda.

biri hariç.
(dün akşam ve çoğu akşam ıslanan yastık kılıfım ona hediyem olsun.)

özellikle o akşamdan beri kafamda hep "keşke" ve "acaba"lar dönmekte. ama zamanında düşünemediğim her alternatif yolun sonu aynı. içten içe biliyor muydum acaba bunu?
(al sana bir acaba daha. madem öyle, bu bana gelsin.)

neticede o benden vazgeçti ama ben ondan ne zaman vazgeçebileceğim, bilmiyorum. ya da vazgeçebilecek miyim...

(bu da hediyem olsun sana, dinler dinler nefret edersin benden. ben de dinler dinler yastık kılıflarıyla sevişirim belki.)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yaz okurum sen de yaz sesin çıksın biraz!