21 Ocak 2012 Cumartesi

o sınırlarını bilir.

sahiplenilmek ile kıskanılmak arasında çok çok ince bir çizgi var okur. hayatım boyunca hep kıskanıldığım için bunun sahiplenilmek olduğunu düşünmüştüm, ancak kodumunun kozmik düzeni bunu bana eski sevgilim üzerinde gösterecek kadar yavşak.

şimdi nefretimi kustum ya, biraz daha iyiyim.

neyse, iki kavramın da ne olduğunu bilen insanlarsınız, laga luga goygoyla bana bu yazıyı uzattırmayın. burada amaç ikisinin arasındaki farkı uygulamak.
biraz ekstrem olacak ama buyrun:

Kıskanç sevgili : RAZİYEEEEEEEEEĞĞ! bir çocuk seni eklemiş facebooktan! kim bu?
Ben : bilmem hayatım, tanımıyorum.
KS: tanımadığın adamlar seni nasıl ekleyebiliyor???!
Ben : arkadaş ekle butonunu kullanıyorlar canım. ben kabul edersem benim arkadaşım olabiliyor. ama ben tanımadığım insanları eklemiyorum. bunların hepsini bildiğin halde bana anlattırman inanılmaz.
ve tartışma devam eder.
true story.

şimdi sahiplenen dayıya bakacak olursak,

Sahiplenen sevgili (?): ne yapıyorsun nasıl gidiyor?
Ben : ne olsun canım, Süslü ile falanca yerdeyiz. (falanca yer de bizim iş yerine yakın bir çarşı)
SS : ne işiniz var orada?
Ben : ya yemek yedik öyle, sohbet muhabbet falan.
SS : bu saatte orası tekin değil Raziye, hem de bu saatte! iti var kopuğu var. zaten aklım kalıyor sende. insanlara baskı yapmayı sevmiyorum biliyorsun ama lütfen bir daha gitme oraya. eve gidince de bana haber ver. hay allahım, hatun sen beni delirteceksin yahu!
Ben : ... (şok)
again, true story.

bilmiyorum sevdiğimden midir, yoksa mantıklı konuştuğundan mıdır, hayatında hiç yapmadığı gibi beni sahiplendiğinden midir ama ben bu adama bir kez daha aşık oldum.

takdir sizin. ama unutmayın, o sınırlarını bilen bir adam. yani en azından bazı konularda. off bilemedim şimdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yaz okurum sen de yaz sesin çıksın biraz!